1932 Manisa'da doğdu,

1954 Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde doktora yaptı. Harvard ve New York Üniversitesi'nde geçici öğretim üyeliği yaptı,

1958 Şükriye Hanımla evlendi. Özgür adında bir oğlu, 3 de torunu bulunuyor,

1960 Türkiye'nin ilk İktisat Planlama Daire Başkanı,

1965 OECD Kıdemli Bilim ve Teknoloji Planlama Müşaviri,

1966 Türkiye'ye döndü, iş bulamayınca Nisan'da Dünya Bankası'na girdi,

1971 Başbakan Nihat Erim tarafında Türkiye'ye başbakan yardımcılığı için çağırıldı,

1972 Bu görevden istifa etti. Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ne başvurdu, öğretim kurulu hocalığını onayladı, mütevelli heyeti iş vermek istemedi,

1972 Dünya Bankası'na döndü. Toplam (5+22) 27 yıl çalıştı. Başkan yardımcılığı yaptı.

HAKKINDA YAZILANLAR

Nihat Erim yüzünden emekliliğim yandı

Sabah 19 Mart 2001

Dönemin başbakanı Nihat Erim, bir oldu bitti yaratarak, ekonomist Atilla Karaosmanoğlu'nun hükümette yer almasını sağlamıştı

Tam 30 yıl önce, 1971'de Dünya Bankası'nda çalışan "bebek yüzlü" Atilla Karaosmanoğlu, Başbakan Nihat Erim tarafından (bugünkü Kemal Derviş gibi) Türkiye'ye ekonomik reformlar yapması için çağrılmıştı. O dönemde ordu bir muhtıra vermiş, bunun üzerine Demirel başbakanlığı bırakmıştı. Ardından da Erim başkanlığında büyük umutlarla bir teknokratlar kabinesi kurulmuştu. Ancak yürümemişti. Karaosmanoğlu Türkiye'ye nasıl gelip, nasıl gittiğini anlatıyor.

O dönemde sizin şartlarınız mı daha iyiydi yoksa Kemal Derviş'in şartları mı?

Şimdi mukayese etmek olanağımız fazla yok. Zira, o zamanki Türkiye'nin sorunlarıyla şimdiki Türkiye'nin sorunları arasında kamuoyunun değerlendirmesi ve ilk ele alınacak konular bakımından bazı önemli farklar var.

Türkiye o sırada önemli bir mali kriz içinde değildi. Fakat o gün yapmadığı için bugün hala başında dert olan bir takım yapısal sorunları var. Temel bir takım reformların yapılması gerekiyordu. KİT'lerin reformu gibi, toprak reformu gibi, dış ticaretle ilgili genelleşme ihtiyaçları gibi bazı ihtiyaçlar vardı.

'MİLLİ EĞİTİM BAKANI OL' DEDİ, AMA REDDETTİM

O gün ben hükümete girmeyi istemedim. Başlangıçta çağrıldığım zaman... Nihat Erim Bey bir sabah saat 5:30'da telefonla aradı ve Türkiye'ye gelmemi istedi. Benim milli eğitim bakanı olmamı istiyordu. Ben kendisine milli eğitim bakanlığı için yeterli hazırlığım olmadığını ve zaten siyasete de girmeyi düşünmediğimi söyledim.

Israr ederek reformcu bir hükümet kurmak istediklerini söyleyince ben de, "Bari hükümet programının hazırlanması için geleyim" dedim. Bir hafta kalıp dönmek üzere Türkiye'ye gittim. Ancak Nihat Bey telefonu kapattıktan sonra basına demeç vermiş "Karaosmanoğlu'nu çağırdım; geliyor" diye.

Geldikten sonra bir kaç gün büyük bir baskı, müzakere ve münakaşa içinde yaşadım. Nihat Bey bana bir takım reformlar yapmak istediklerini ve bu reformlarıda benim formüle edebileceğimi söyledi.

Benim reformları formüle etmemi ve kendisininde kabineye bakan olarak alacağı kimselere de yazılan reformun ana hatlarını okutacağını söyledi. "Kabul ederlerse bakan olacaklar" dedi ve hakikaten öyle yaptı.

20 GÜN İÇİN 5 YIL KAYBETTİM

Erİm benim yanımda reform programına razı olup olmadıklarını soruyordu. Bazıları, "Bu kadar mı, hepsi bu mu" diye sordu! Sonunda bana dönüp, "Görüyorsun bu hükümeti kuruyorum, sen de bundan vazgeçemezsin artık" dedi. Reddedilme olanağı olmadığını görerek peki deyip hükümete girmeyi kabul ettim. Dışarıya çıkıp Washington'a istifa telgrafı çektim ve emekliliğimi yaktım. O vakit emeklilik hakkı beş yıl çalıştıktan sonra kazanılıyordu ve benim sadece 20 gün vardı. Ve ben peki dediğim sırada liste henüz Cumhurbaşkanı'na gitmemişti.

10 İSTİFA DAHA

Hükümete girdim ama daha sonra ortaya ciddi problemler çıktı. Bazı çevreler reformların gerçekleştirilmesini engelliyordu. Ben de ayrılmak durumunda kaldım. Reformlar konusunda kamuoyuna bir şeyler yapılıyor intibaı veriliyordu ve ben buna alet olmak istemiyordum. Gerekçelerini de yazdım ve arkadaşlarıma "Ben istifa ediyorum ve bu da istifa mektubum" diye söyledim. Bunun üzerine 10 arkadaşım daha benimle istifa etti.

'Derviş, Türkiye için büyük fırsat'

Beraber çalıştık. Kemal ilk geldiği zaman, gelişme politikaları uzmanıydı. Ben o bölümün direktörüydüm. Gayet iyi bir iktisatçıdır. Teknik olarak gayet iyi bir iktisatçıdır. Çok çalışır. Süratli düşünür ve çabuk öğrenir. Türkiye için çok iyi bir fırsat. Kemal siyasi olmayan koşullarda iyi bir iktisatçı olarak çalıştı. Şimdi siyasi koşullarda kendisine o iyi iktisatçılığını yapma fırsatını verirler; onu bilemem.