Fikret Başkaya

1940 - ...

Doç. Dr. Fikret Başkaya, 1940'da Denizli'de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nü bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Doktora aşamasında ve sonrasında, Azgelişmişlik ve Emperyalizm, Kapitalizmden Sosyalizme Geçiş Sorunları üzerine bir çok araştırma yaptı. Yurda döner dönmez askere gitti. Yedek Subay Okulu'ndayken 'sakıncalı er' sayıldı. Askerlik sonrası değişik kuruluşlarda araştırmacı olarak çalıştı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesiyken ‘Paradigmanın İflası’ adlı kitabından ötürü, Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezasını, Haymana Kapalı Cezaevi'nde çekti. Özgür Üniversite’nin kurucusu.

ESERLERİ:

Çevre Kapitalizmi ve Azgelişmişlik Süreci, Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına, Borç Krizi Üzerine Bir Deneme, Paradigmanın İflası, Kalkınma İktisadının Yükselişi ve Düşüşü, Azgelişmişliğin Sürekliliği,Yenilgi Tuzağı.

Yenilgi Tuzağı

Fikret Başkaya

Ütopya Y.

İstanbul 2001

Türkiye, "Nizam-ı Cedit"ten "Güçlü ekonomiye geçiş programı"na kadar iki yüz yıldır bir yenilgi tuzağına düşmekten yakayı kurtaramadı. Bütün bu zaman zarfında üretilen tüm kavramlar veya hakim retorik, hep aynı anlama gelen şeylerdi. Hepsinin ortak paydasında Batı'da ortaya çıkan kapitalizme "uyum sağlamak" vardı. Nizam-ı cedit, asrileşme, muasırlaşma -daha sonra bu kavram çağdaşlaşma olarak yeniden sahneye çıkacaktı-, batılılaşma, modernleşme, kalkınma, "istikrar", "yapısal uyum", şimdilerde "güçlü ekonomiye geçiş" vb... esas itibariyle sömürgeleşmenin başka kavramlarla ifadesinden ve başka araçlarla sürdürülmesinden başka bir şey değildi. Velhasıl, kapitalist gelişmenin farklı evrelerine "uyumu" ifade eden, olup-bitenleri meşrulaştıran, kavramın gerçek anlamında bir "retorikti".

Dünya'nın geri kalanının da kapitalizmin ilk defa ortaya çıktığı ve ortaya çıkar çıkmaz hakim duruma gelen emperyalist ülkeler gibi olması, onlara benzemesi, iki bakımdan olanaksızdır: Birincisi, kapitalist üretim tarzı kutuplaştırıcıdır, hiyerarşi üretmeye mahkumdur; İkincisi de, herkesin Batı gibi "zengin" ve "müreffeh" olması ekolojik sınırlılık nedeniyle olanaksızdır. Artık iflas eden, iflası sürekli tekrarlanan bu yenilgi tuzağından kurtulmanın, paradigmanın iflas ettiğini kabullenmenin, velhasıl paradigmayı değiştirmenin zamanı gelmiş olmalıdır.

(Arka Kapak)

Paradigmanın İflası

Batılılaşma, Çağdaşlaşma, Kalkınma

Resmi İdeolojinin Eleştirisine Giriş

Fikret Başkaya

Doz Y.

İstanbul 1997

Türkiye iki yüzyılı aşkın bir zamandan beri Batı gibi olmak için onu taklit ediyor. Küçük bir azınlığın "refahı" pahasına, giderek insanlığın varoluş koşullarını ortadan kaldıran burjuva uygarlığının "ayrıcalıklı" ülkelerine benzemek istiyor. Öyle bir burjuva uygarlığı ki: "Sahiplerinin çıkarına olarak sermayenin genişletilmiş yeniden üretimini sağlıyor da, bir bütün olarak toplumun basit yeniden üretimini sağlıyamıyor."

(Kitabın İçinden)