Halit Eren

... - ...

HABER

Osmanlı, Mısır'da yeniden doğdu

Cumali Önal

09 Aralık 2007

Son dönemde Türkiye ile ekonomik, siyasi ve kültürel alanda büyük bir yakınlık kuran Mısır, bir ilke daha imza atarak, 12 ülkeden 70'ten fazla uzmanı bir araya getirerek 'Osmanlı döneminde Mısır'ı masaya yatırdı.

İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) ile Mısır Kültür Bakanlığı Yüksek Konseyi eşbaşkanlığında yapılan 5 günlük konferansa Türkiye'den de 28 akademisyen katıldı. Konferans boyunca 'Osmanlı belgelerinde Mısır' sergisi de programa katılanlar tarafından takip edildi.

IRCICA Genel Müdürü Halit Eren, konferansa katılmak için sadece Türkiye'den 300 başvuru olduğunu, bunun da konferansa gösterilen ilginin bir işareti olduğunu belirtti. Konferansın eşbaşkanı Kültür Bakanlığı Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Ebu Şadi de konferansın tarihî bir nitelik taşıdığını, bu tür toplantı ve konferansların tarihe ışık tutacağını belirtti. Benzer bir konferansın 2005 yılında Suriye'de yapıldığını, o konferansa katılan Mısırlıların da talebiyle benzer bir konferansın Kahire'de yapılmasının kararlaştırıldığını açıklayan IRCICA Genel Müdürü Eren, bu konferansın iki-üç yılda bir tekrar edileceğine işaret etti. Önümüzdeki yıl Fas'ta da 'Osmanlı döneminde Mağrib' başlığı altında bir konferans düzenleyeceklerini söyleyen Eren, Osmanlı sınırları içinde yer alan diğer ülkelerle de benzer toplantılar yapmayı planladıklarına işaret etti. Osmanlı döneminde Mısır'la ilgili derli toplu eser sayısının çok sınırlı olduğunu da vurgulayan Eren, bu eserlerin başında İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun yazdığı 'Mısır'da Türkler ve Kültürel Mirasları' adlı eserin geldiğini vurguladı.

Halen Mısır kütüphane ve arşivlerinde 200-300 bin eser ve tarihî vesika bulunduğunu da belirten Eren, Mısırlı tarihçilerin son dönemde Osmanlı dönemine yoğunlaşmalarının kendileri açısından dikkat çekici bir nokta olduğunu ifade etti. 1952 yılındaki Hür Subaylar Hareketi'nin 'Son Osmanlı' olarak kabul edilen Kral Faruk'u tahttan indirmesi ve ardından da Cemal Abdulnasır'ın başa geçmesiyle geçmişe ait izlerin silinmeye çalışılması, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan (Mısırlılar Muhammed Ali diyor) önceki yaklaşık 300 yıllık Osmanlı döneminin Mısır tarih kitaplarında ya hiç yer bulamamasına ya da karanlık bir çağ olarak adlandırılmasına sebep olmuştu. 1980'li yıllardan itibaren IRCICA'nın devreye girmesiyle Mısır'daki okul kitaplarında Osmanlı'yı işgalci ya da kötü gösteren ifadelerin büyük bir kısmı çıkarılmasına rağmen ülkede halen modern Mısır tarihi Mehmet Ali Paşa'nın vali olarak tayin edildiği 1805 yılından itibaren başlatılıyor. Ülkede ayrıca 250 yıldan fazla bir süre iktidarda kalan Memlükler de 'Türk' olarak değil 'Kafkasyalı' ya da 'Çerkes' olarak adlandırılıyor.

'Osmanlı Commonwealth'i oluşturulsun' teklifi yapıldı

Osmanlı'nın Süveyş Kanalı'nın açılmasına neden karşı çıktığından Osmanlı döneminde Kıptilerin yaşamına, Osmanlı Commonwealth'ının gerekliliğinden Mehmet Ali Paşa'nın sadrazam olma isteğine kadar pek çok konunun belgelerle ortaya konduğu konferansta yapılan sunumlardan bazıları özetle şöyle:

Prof. Safsafi Ahmet (Mısır): Türklerle Mısırlılar o kadar iç içedir ki, bin yıldan fazla süren ortak tarih, Türkiye karşıtı olarak yanlış bir şekilde aksettirilen Cemal Abdulnasır'ın şu tarihî sözünde hayat buluyor: 'Hangi Türk kanını tahlil ederseniz Arap, hangi Arap'ın kanını tahlil ederseniz Türk kanına rastlarsınız.'

Prof. Mihai Maxim (Romanya): Osmanlı döneminde Mısır'ın konumu diğer eyaletlerden farklıydı. Çok geniş özerklikleri vardı. Bunu, Osmanlı Commonwealth'ı olarak adlandırabiliriz... Günümüzde de bu proje yeniden değerlendirilebilir ve Osmanlı ülkeleri arasında yeni bir oluşumun adımları atılabilir.

Prof. Cevdet Küçük: II. Abdülhamit dönemi aynı zamanda İngilizlerin kışkırtmasıyla Arap isyanlarının da başladığı dönemdir. II. Abdülhamit, Mısır'ı Osmanlı sınırları içinde tutmak için çok çalıştıysa da bir yandan Arap milliyetçilerin isyanları, diğer yandan da İngilizlerin saldırılarıyla Mısır kağıt üzerinde Osmanlı'ya bağlı kaldı. Ve 1906 yılında da İngilizlerin bastırmasıyla Taba'dan başlayarak Osmanlı-Mısır sınırı yeniden çizildi. Daha sonra Taba'nın Mısır sınırları içinde kalmasında Mısır ile İsrail arasında sürdürülen görüşmelerde Osmanlı belgelerinin önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.

Doç. Dr. Recep Ulusoy: Türkçede kullanılan 'para' kelimesi Mısır'ın bize hediyesidir. Aynı zamanda halen Mısır'da kullanılan 'kuruş' ise Türklerin onlara hediyesidir.

Abdülkerim Refik (ABD): Osmanlı idaresi boyunca Mısır'da Memlüklerle Araplar arasında ordu ve üst yönetimde kontrolü ele geçirme mücadelesi yaşandı ve Memlükler sürekli olarak galip geldi. Bunda Osmanlıların Kafkaslar'dan gelerek Mısır'a yerleşen Çerkes ve diğer milletlerin önünü kesmemesinin de büyük rolü oldu.

Prof. Atilla Çetin: Mısır'da görevli olup daha sonra çeşitli sebeplerle İstanbul'a gelerek farklı görevlerde bulunan hatta başbakanlığa kadar bile çıkan çok sayıda isim bulunuyor. Mehmet Ali Paşa'nın yanında yetişen Arapkirli Yusuf Kamil Paşa, İstanbul'da başbakanlık görevine kadar çıktı.