İlhami Emin

... - ...

Makedonya Türk Edebiyatı

İlhami Emin 1931 yılında Radoviş’te doğdu. Kısa bir süre Üsküp Tefeyyüz İlkokulu’nda öğretmenlik yaptı, ardından Nova Makedoniya gazetesinde gazeteciliğe başladı. Sonra Birlik gazetesine geçti. İlk sayısı Aralık 1965’te yayımlanan Sesler Aylık Toplum Sanat Dergisinin kurucularından biri, derginin ilk yayın yönetmenidir. Sonraki yıllarda Üsküp Radyosu Türkçe Yayınlar Sorumlusu, Birlik Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdür Vekili, Üsküp Halklar Tiyatrosu Genel Müdürü, Makedonya Kültür Bakanlığı Müsteşarı görevinde bulundu. Şimdi Zaman-Makedonya gazetesinde yazarlık yapmaktadır.

Önce Makedonca yazan İlhami Emin edebiyata şiirle girdi. İlk şiir kitapları Makedonca yayımlandı. Edebiyatın diğer türlerinde de eser verdi. Bunlar arasında tiyatro oyunlarıyla başarı sağladı. Başarılı bir film eleştirmeni de olan İlhami Emin’in Türkçe’den Makedonca’ya yaptığı birçok çevirisi de vardır. En önemli şiir kitapları Taş Ötesi, Gülkılıç, Yörükçe, Güldeste’dir.

x

Terkedilmiş Olan Yörük Köpeklerinin Türküsü

bizi bırakıp gitti sahiplerimiz ardlarına hiç dönmeden

ne vardı acaba gözlerinde o an gözyaşı mı sevinç mi

önemli olan biz onların en sadık dostları kaldık sorulmadan

bizimle ne olacak bize kim bakacak soruları yok gibi

kaldık elliden çok köy köpeği sahipsiz hem de gereksiz

evlerde kilit ocaklar dumansız pencerelerde yeller

açlığımız bir yana köpek uzun süre yaşar ekmeksiz

ancak bize en ağır düşen yok olan bizi okşayan eller

çünkü okşanan tatlı sözlerle karşılanan acıkmaz

acıksak dahi açlığımız daha da sadık kılar bizleri

şimdi aradığımız yollar kapalı pencereler açılmaz

sahiplerimizden tek kalan onların çarık izleri

ne yapsak kötü beklesek kaç gün sürer acaba bekleme sonları

sahiplerimiz geri dönerler diye ayrılırken okşamadılar ki başımızı

bize düşen her gün ucdan uca boylamak bayırlardaki dar yolları

ancak karanlık basınca yollar dahi çeker bizden aklığını

yolsuz bile kalırız artık ovaya uzanan bakışsız umutsuz

tanağartısına dek açlıklara bakmadan uzanıp bekleriz

biz dayanıklıyız sadık köpeğe ağlaşmak düşmez uykusuz

yeniden sürüne sürüne yol başına gözlerimizle olsun geliriz

nereye çıkar bu bekleyiş ne olur sonu beklemenin

sahiplerimizden bir ses gelecek mi hayırları canlatan

açlıktan çok bizi yıpratır acısı sayısız soruların

korular ise hoşlanmaz yoksa eğer sadıklığımızı anlatan

yalnızlığın en çekilmezi bizimkisi daha kötüsü düşünülemez

gücümüzü kendimize değil sahiplerimize devrettik

hep sevildik diye dedik sahiplerimize asla dokunulmaz

kurtlardan daha kurt olduk çocuklardan dövüldük

köy keçileri bizlerin ne hayvanı var koruyacak ne insanları

biz artık bekçilerizdir kendi kendilerini koruyan

kurtlar bile köyümüzden uzak arar nafakasını

nasıl koruyucuyuz aya baka kala kime karşı uluyan

köyü terketti sahiplerimiz geri döneceklerini umduk yollardan

meğer yollar da kendilerini olduğu gibi bizleri de avutur

köy yakınındaki ağaçlarda yuva saran kuşlar bile kaçtı yuvalardan

yeller gelip bir an olsun başımızdaki yorgunluğu savurur

ne var ki yeller geçince yeniden başlar çözülüşü yalnızlığın

yeniden başlar açlık ile yalnızlığın ortak acısı

acaba sonu mu geldi sınırsız inanç ile sadıklığın

dağ köylerinin ölümüyle ne olur acaba ormanların yazgısı

biz sahipsiz köpekleriz kimsesiz köyü bekliyen

bize acıyan çıkarsa gelsin köyümüze yerleşsin

burdaysa kimseyi karşılamaz hazır ne çiftlik ne çiftlik ne gökdelen

gelecek olan sadık köpeklerin köyünde gerekir yeşersin

yeşermiyen kayaların öyle de değmez sözünün edilmesi

gerçek sahip taş taşlık tanımadan yeşilliği bulmalı

bize çıkan yolların daha da zordur geçilmesi

çünkü ellerin teri sayesinde sahip geniş bir soluk almalı

yugoslavya makedonyasında radovişin kılavuzlusudur sesimiz

daha nice kılavuzluların sahipsiz kalan köpekleri de uğursuz

afrika olsun asya ya da amerika sadıklığı terkeden herkes düşmanımız

aklı başında olan vaktinde aşmalı bu yolu korkusuz

bekliyoruz beklemelerin boşunalığı vız gelir gözümüze

bekleye bekleye zayıflıya zayıflıya iskelete dönüşür vücudumuz

bu böyle sürerse yarın kimse inanmaz olur sadıklığımıza

bu yüzden öldükten sonra bile beklemekte olur ulumamız

kurtlara karşı kurt oluruz ancak köyümüzü de vermeyiz kolayca

sahipsiz kaldıksa biz hem sahip oluruz hem de bekçi evlere

öldükten sonra dahi vücuda geliriz yeniden dağlarca

kükreriz bu ders olsun diye köylerini tüm terkedenlere

İlhami Emin

(Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 7, Suat Engüllü, Makedonya-Yugoslavya (Kosova) Türk Edebiyatı, Kültür Bakanlığı, Ankara, 1997, s. 213-214)

http://www.makturk.com

x

1956 yılına kadar Makedonca yazan İlhami Emin’in, bu tarihten itibaren Türkçe yazmayı da tercih etmesi, elbette ki Makedonya Türk şiiri için büyük bir kazanç olmuştur. Geçmiş ile şimdi arasındaki bütünselliği, insanın gelişiminin genelinde ele alan şair, eskinin eleştirisini yaparken, dünden bugüne uzanan, günümüz şartlarında önem kazanan meseleleri okuyucunun dikkatine sunar, onu düşünmeye sevk etmeyi amaçlar. 1971 yılında yayımlanan “Gülkılıç” şiir kitabıyla girdiği bu şiir lâbirentinde, hâlâ, kendini aşmasını sağlayacak yeni değerlerin izini sürmektedir.

Balkanlar’da Türk Şiiri - Balkan Türklerinin Kimlik Destanı

Suat Engüllü

1. Karşıyaka Şiir Kurultayı

19-21 Mart 2004/ İzmir

http://www.makturk.com