Niyazi Kizilyürek

... - ...

1959 yılında Kıbrıs'ın Bodamya köyünde doğdu. 1964 yılında etnik gruplararası çatışmalar nedeniyle doğduğu köyü terk etmek zorunda kaldı ve ailesiyle birlikte Luricina köyüne yerleşti. Çocukluk ve ilkgençlik yıllarını bu köyde geçirdi. 1974 yılında Ada'nın kuzey ve güney Kıbrıs olarak bölünmesinden sonra Kuzey Kıbrıs'a taşındı. Lise eğitimini tamamladığı 1977 yılında Kıbrıs'tan ayrılarak Almanya'ya gitti ve Bremen Üniversitesi'nde yükseköğretim gördü. Aynı üniversitede Kıbrıs sorunu üzerine yazdığı doktora teziyle lisansüstü öğrenimini tamamladı. Çeşitli Avrupa ülkelerinde çalıştıktan sonra Kıbrıs Rum kesiminde yer alan Kıbrıs Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Hala aynı üniversitenin Türkoloji Bölümü'nde yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. Çeşitli dillerde yayımladığı bilimsel makalelerin yanısıra, Panikos Hrisantos ile birlikte 'Duvarımız' adlı Kıbrıs belgeselini hazırladı. Birçok ülke televizyonlarında gösterilen 'Duvarımız',1997 yılında Abdi İpekçi Ödülü'ne layık görüldü. Yunanca, Almanca, İngilizce ve Fransızca biliyor.

ESERLERİ:

Kıbrıs Sorununda İç ve Dış Etkenler (Birinci Baskı, 1983), Paşalar Papazlar (1988), İ Oliki Kipros (Yunanca 1990), Ulus ötesi Kıbrıs (Türkçe ve Yunanca olmak üzere iki dilli bir çalışma, 1993), Kipros to Adioksodo ton Ethinikismon (Yunanca, Birinci Baskı, 1999).

X

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti

Niyazi Kızılyürek

İletişim Yayınları

Elinizdeki kitap, Kıbrıs’ta neden bir ortak devlet kurulamadığının tarihsel ve siyasi nedenlerini ele alıp, sorguluyor. 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin arkasında bir siyasi iradenin olmaması, devletin uzun soluklu olamayışına yol açtı. Ortak devlet kurma yönündeki bu irade eksikliği, 2004 yılında bir kez daha baskın çıktı. Dış koşullar uygun olduğu halde “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti”nin doğması mümkün olamadı.

Bu süreklilik aynı zamanda bir değişimi de içeriyor. 1974’ten düne kadar, ayrılıkçı Türk politikası, ortak bir devletin kurulmasını engelleyerek, Kıbrıs’ın “Türk sorunu” olarak algılanmasına yol açıyordu. Bugün ise birleşik devlete giden yolları Kıbrıs Rum toplumu tıkıyor. Siyasal mücadele bu kez Kıbrıs Cumhuriyeti’yle “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” projesi arasında yaşanıyor.

Niyazi Kızılyürek, bu önemli çalışmasında, kuramsal yaklaşımları siyasi aktörlerin izini sürerek zenginleştirip, somutlaştırarak Kıbrıs’ta devlet, toplum ve siyaset sorunsalını canlı bir üslupla bilgimize sunuyor.

X

Milliyetçilik Kıskacında Kıbrıs

Niyazi Kızılyürek

İletişim Yayınları

Büyükada ya da Yavruvatan... Kıbrıs kendi kaderini belirleyememiş veya kendi kaderini iki ‘anavatan’ın kaderine, alınyazısına göre belirlemeye çalışmış iki milliyetçiliğin kıskacında varolmaya çalışan bir ada. Bir tarafta Yunan milliyetçiliğinin teritoryal genişlemesinde sınırın en ucu, diğer taraftan Türk milliyetçiliğinin yeni ‘Hatay’ı... Kıbrıs’taki iki toplumun çok uzun süredir varoluş koşullarını belirleyen milliyetçiler, iki toplumun kendi özgün kaderlerini yaşamalarındansa ‘anavatanlar’ın kaderine bağımlı yaşamalarını tercih ettiler. Kıbrıslırum milliyetçiliği Yunanistan’ın bir parçası olarak kabul edilmek isterken, Kıbrıslıtürk milliyetçiliği Türkiye’nin sancağı olmayı arzuladı. Elbette bu tercihler, Yunanistan’da ve Türkiye’de yaşanan farklı ulus-devlet inşâ süreçlerinin hem kendi projeleri için hem de adadaki iki toplumun ‘gelecek’ planları için hayatî sayıldı. Adadaki milliyetçiler kimi zaman kendi modellerini savunurken ‘anavatanlar’ın bunu kabullenmesini arzuladılar, kimi zaman da ‘anavatanlar’ kendi dış politika manevralarında Kıbrıs’ı bir koz olarak kullanmaya çalıştılar. Kıbrıs ayrıca 20. yüzyılda ‘bazı sorunlar vardır ve bunlar çözümsüzdür’ diyen bir uluslararası ilişkiler yaklaşımının iyi bir örneği olarak sunuldu. Niyazi Kızılyürek Milliyetçilik Kıckacında Kıbrıs’ta, halen iki toplumun yaşadığı adanın ‘çözümsüzlük’ üzerinde katettiği mesafeyi geriye sarmak için dörtlü milliyetçilik matrisiyle nasıl ve niçin hesaplaşılması gerektiğini tartışıyor.

Glafkos Klerides: Bir Ülkenin Süreci

Niyazi Kızılyürek

KİTAP-HABER

Klerides: Türkleri 1 saat 45 dakikada temizleriz

A.A./ Hürriyet 25 Şubat 2007

Kıbrıs Rum yönetimi eski liderlerinden Glafkos Klerides, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman toplum olarak görmediğini, onlara klasik azınlık haklarından başka hak tanımayı asla kabul etmediğini belirterek, “Papdopulos, Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görüyor” dedi.

Rumların Kıbrıslı Türkleri yok etme planlarını içeren Akritas Planının büyük bölümünü Papadopulos'un yazdığını kaydeden Klerides, Papadopulos'un, 1964'te ABD Büyükelçiliğine giderek meşhur, “Türkler adaya çıkmaya kalkışırlarsa Kıbrıs'tan Türkleri temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var” sözlerini söylediğini de doğruladı.

“Sonunda olacak olan, Kuzey'deki rejimin doğrudan ayrı egemenlik olarak değil hukuki olarak tanınmasıdır” diyen Klerides, “Kendisine birkaç yıl verecekler ve ayrılış bugünkü bölücü hatlar temelinde gerçekleşecek” ifadesini kullandı.

Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, Kıbrıs Rum Üniversitesinde öğretim görevlisi Niyazi Kızılyürek'in, Glafkos Klerides'in Kıbrıs sorunuyla ilgili anlattıklarını aktardığı, “Glafkos Klerides: Bir Ülkenin Süreci” isimli kitabından alıntı yaptı. Gazete, Glafkos Klerides'in, dönemin bilinmeyen siyasi gerçeklerine ışık tuttuğunu yazdı.

Klerides, 1960 Anayasasının işlevsel olduğunu ve Türkiye'nin arzusunun da anayasanın işlemesi yönünde olduğunu ifade ederek, o dönemde, Kıbrıs sorunununu, iki tarafının aşırılarının görüştüğüne dikkati çekti.

Klerides, “Tasos Papadopulos'un Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman toplum olarak tanımadığını, aksine, onların (Türklerin) Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde azınlık olarak var olduklarına inandığını” dile getirdi.

1960 ANAYASASI

Klerides, “Türkiye'nin askeri hükümeti Amerikan unsurundan çok etkileniyordu. Amerikan unsurunun Kıbrıs'ta sükunet istediğinden şüphe yoktur, bu nedenle Türk politikası da değişti. Askerlerin politikası, 1960 Anayasasının işlemesi şeklindeydi” dedi. Aynı anayasayla ilgili olarak Klerides, şunları söylüyor:

“Temel konulardan biri olan vergiler konusu dışında hiçbir konu işleyemez değildi. Seçimler ve yine belediye yasaları gibi diğer konularda ayrı çoğunluk gerekiyordu. Bu engel yani vergiler meselesi aşılabilse devlet işleyebilirdi. Türk tarafı gelir vergilerinin artırılmasına olumlu oy kullanmadı çünkü Kıbrıslı Türklerin aleyhine bir vergi yükü getirecekti. Bu sorunun; hükümetin Kıbrıslı Türklerin ve Rumların eğitim harcamalarını üstlenmesiyle çözülmesi önerildi. Kıbrıs Türk tarafıyla yapılan müzakerelerde bu çözüm üzerinde uzlaşıldı, Kıbrıs Türk tarafı protokol istedi. Protokole Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Muavini, Meclis Başkanı ve Cemaat Meclislerinin başkanları tarafından imza atıldı ve Kıbrıs Rum tarafı Anayasal değişiklik istedi. Kıbrıslı Rumların talebinin dayanakları mantıktan çok duygusaldı ve Kıbrıs Rum liderliği (Başpiskopos III. Makarios, Polikarpos Yorgacis ve Tasos Papadopulos) halka 'Anayasa'nın düzeltilmeye başlandığını' göstermek istiyordu. Kıbrıslı Rumların, protokolün geçerli olup olamayacağına dair yurt dışından olumlu görüş almalarına rağmen nihayetinde sorun çözülmedi ve bunu 1964'te olanlar izledi.”

PAPADOPULOS FEDERASYONA KARŞI ÇIKMIŞTI

Politis'e göre, kitabın ilgi çekici yönleri arasında, 1975-1976 olaylarının anlatımı var. Kıbrıs Rum tarafının müzakerecisi Glafkos Klerides iki toplumlu iki kesimli federasyonu kabul etmişti. Aynı şeyi Kostantin Karamanlis de yaptı. Müzakerelerde Klerides'e eşlik eden Tasos Papadopulos ve Mihalakis Triantafillidis böyle bir çözümün aleyhinde tavır aldılar ve Makarios bir ikilemle karşı karşıya kaldı.

Klerides'in Rauf Denktaş'a verme inisiyatifini üstlendiği meşhur haritanın yayınlanmasıyla birlikte Klerides müzakerecilikten istifa etti.

“1 SAAT 45 DAKİKADA TÜRKLERİ ADADAN TEMİZLERİZ”

Klerides'in, şimdiki Rum lideri Tasos Papadopulos hakkında söyledikleri de kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biri.

Klerides, Tasos Papadopulos'un 1964'te harekatın gerçekleşmesi durumunda Kıbrıslı Türkleri temizlemeleri konusunda çeşitli istikametlere telefon ederken yakalandığını söyledi.

“Bunu Yorgacis ve Makarios da onayladı. Kendisine 'Bizi, suç işlemekle suçlanacağımız bir yöne sürüklüyorsunuz, durunuz' dediler. Ancak, böyle düşünceleri vardı” diyen Klerides, bu sözleriyle Makarios Drusiotis'in kitabında yer verdiği, Tasos Papdaoulos'un 1964'te Amarikan Büyükelçiliğini ziyaret ederek Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etmesi etmesi durumunda “Türkleri Kıbrıs'tan temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var' (we have 1 hour and 45 seconds to clean up the Turks from Cyprus) sözlerini söylediğini doğruladı.

“AKRİTAS PLANININ BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ PAPADOPULOS YAZDI”

Klerides, Akritas planının yazılması konusunda yöneltilen sorulara verdiği yanıttaysa şunları söylüyor: “Söz konusu çalışmanın yazım işinin büyük bölümünü Polikarpos Yorgacis'ten çok Tasos Papadopulos'un yaptığına inanıyorum. Yorgacis, o belgeyi hazırlayacak hukuki olanağa ve eğitim düzeyine sahip değildi. Ben, işin çoğunun Tasos Papadopulos tarafından yapıldığını değerlendiriyorum.”

Politis gazetesine göre, Klerides'in bu değerlendirmesi kitapta havada bırakılmıyor ve Klerides ilk kez, EOKA mücadelesini 1960'lı yıllarda devam ettirmek isteyen “örgüte” bir miktar katıldığını ilk kez itiraf ediyor. Klerides dışında, ona oranla daha az olmak üzere Spiros Kiprianu da katıldı, ancak başkanı Polikarpos Yorgacis ve başkan yardımcısı da Tasos Papadopulos'tu.

“TÜRKLERİN, KLASİK AZINLIK HAKLARINI AŞAN HER TALEBİNİ REDDEDİYORDU”

Klerides, 1974 öncesi dönemle ilgili olarak, şunları anlattı: “İki toplum arasında işbirliği yöntemleri bulunmasına yönelik ne zaman çaba harcansa Tasos her zaman; (Kıbrıslı Türlerin) 'bir azınlık olduklarını anlamaları gerektiğini ve azınlık haklarından fazlasını istediklerini' söylüyordu. Tasos, Türk tarafının isteyebileceği klasik azınlık haklarını aşan her her şeyi aşırı buluyor ve karşı çıkıyordu. İki toplum düşüncesi yoktu.”

Glafkos Klerides'e göre, Tasos Papadopulos'un Kofi Annan'ın planını kabul etmekteki sorunlarından biri, planın iki toplumun siyasi eşitlikten söz etmesiydi.

Kitabın yazarı Niyazi Kızlıyürek, “Kıbrıs”ın Avrupa Birliği'ne (AB) üye olmasıyla meydana gelen konjonktürle çözüm momentumu yitirildiğini kaydetti. Kızılyürek, kitabını, Klerides'in şu sözleriyle sonlandırdı: “Sonunda olacak olan, Kuzey'deki rejimin doğrudan ayrı egemenlik olarak değil hukuki olarak tanınmasıdır. Kendisine birkaç yıl verecekler ve ayrılış bugünkü bölücü hatlar temelinde gerçekleşecek.”