Okan Bayülgen

1964 - ...

Okan Bayülgenİlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'ne devam edir.Bodrum Lisesi'nde okur, Şişli Lisesi'nden mezin olur.Fransa'ya gider Tours Üniversitesi'nde Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde hukuk okumaya başlar. Ardından ekonomi okumaya karar verir. Ancak devam etemez.Türkiye'ye dönüp Mimar Sinan Üniversitesi'nin konservatuvar bölümü sınavlarını kazanır, 1989'da MSÜ Devlet Konservatuarı'nı bitirdikten sonra aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi'nde master yapar. Bayülgen 1989-94 yılları arasında en genç yönetmen olarak Devlet Tiyatroları'nda oyunlar yönetir. 1993 sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu'na tayini çıkınca Devlet Tiyatrosu'ndan istifa eden Bayülgen, Kent FM'de radyoculuğa adım atar. Sonrasında televizyon programları ve sinema oyunculuğu dönemi başlar.

HAKKINDA YAZILANLAR

Dedem çok tatlı bir faşistti

Hürriyet 3 Mayıs 2001

Önceki gün üvey babası İsmet Görgün'ü kaybeden ve ‘‘Onu gerçek babam sayıyorum’’ diyen Okan Bayülgen'in geçmişi, Atatürk'ün, Kuran-ı Kerim'i Türkçe'ye tercüme ettirdiği meşhur alim Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'a kadar uzanıyor. Okan Bayülgen, dedesi Muammer Akman'ı ise ‘‘Odasında Hitler ve Mussolini'nin resimleri vardı. Hayrandı onlara. Dedem çok tatlı bir faşistti’’ sözleriyle anıyor.

ANNESİ babası boşanmış bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Bayülgen'in öz babası, Albay Hamid Bey'in oğlu, hukuk ve gazetecilik eğitimi sırasında sınıflarını birincilikle bitiren Ümit Bayülgen. Bayülgen'in öz dedesi olan Hamdi Üge ise aldığı ceza davalarıyla ünlenen meşhur bir avukat. Beş evlilik yapan Hamdi Bey evliliklerinden birini de Türkiye'nin ilk kadın ceza avukatı Rahime Hanım'la gerçekleştirir. Rahime Hanım, yaptığı Kuran'ı Kerim tefsiriyle tanınan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın ailesine mensuptur. Bayülgen, ‘‘Biz Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın torunlarıyız. O aile büyük ailedir’’ diyor.

Hamdi Üge'yle geçinemeyip boşanınca Rahime Hanım ikinci evliliğini Albay Muammer Akman'la gerçekleştirir. Akademiyi bitirdikten sonra Strasbourg'da kimya eğitimi almaya giden Muammer Bey,doktorasını yapıp geldikten sonra inşaatlar yapar ve zengin olur.

Bayülgen, enteresan tipler dediği her iki dedesinden de etkilenir. Aksiyon Dergisi'ne verdiği röportajda 'İkisi de tonton dedeler değil, arkadaş gibi, ketum ve sinir sahibi, ilişki kurulması zor adamlar. Adam hiddetlendiği zaman evden kaçardı herkes. Fakat ben Muammer Bey uyurken, vücudunu ve ağzını bağlar, sonra da evden çıkar giderdim. Hiçbir şey söylemezdi'' diyen Bayülgen, dedesinin çok zengin olduğunu, para harcamayı sevmediğini, para harcadığı tek torunu olduğunu söylüyor.

Bayülgen, ‘‘Muammer dedemin bir odası vardı. 30 yıl hiç temizlenmeyen bir odaydı o. Hitler'in, Mussolini'nin resimleri vardı orada. Hayrandı onlara. Ne kadar tatlı bir faşistmiş. Muammer Bey'i ben daha yeni anlamaya başlıyorum' dedi.

1970'te, Okan Bayülgen on altı yaşındayken annesiyle babası ayrılır. Bülent Bey ile Ayla Hanım, ayrıldıklarını anlamasın diye küçük Okan'ı yatılı olan İstanbul Göztepe'deki Taş Mektep'e gönderirler. Hafta sonları da beraber gelip alırlar, eve gidip yemek yerler. Bayülgen'in babası bir gün, şehir hatları vapurunda onu bir kadınla tanıştırır. Tanıştırdığı kişi Ümit Bayülgen'in ikinci eşi olacak avukat, DTP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve bugün GİK üyesi olan Doğudan Bayülgen'dir. Çift evlenir ve Ozan ile Okşan adında iki çocukları olur.

Ayla Hanım ise eşinden ayrıldıktan sonra Side ve Bodrum'a yerleşerek resim yapmaya devam eder. Daha sonra önceki gün yaşama gözlerini yuman İsmet Görgün'le evlenir. Göztepe'deki Taş Mektep'ten sonra Şişli 19 Mayıs İlkokulu'na geçen ve buradan mezun olan Okan Bayülgen, anne ve babası ayrıldıktan sonra anneannesi ve Muammer Akman dedesi ile kalmaya başlar.Bayülgen, ilkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'ne girer.

Bayülgen, bir yıl iftiharla geçer, ertesi yıl sınıfta kalır. Böylece orta kısmında girdiği Galatasaray'da 11. sınıfa kadar çift dikiş atarak gider. Buna rağmen okuldaki öğrenci kulüplerinde yer almaktan da geri kalmayan Bayülgen, folklor, müzik, edebiyat gibi kollarda aktiftir. 11. sınıfta iken Rasih Nuri İleri'nin akrabası bir kıza aşık olur. Aşık olup da okula gitmeme durumu ortaya çıkınca da Ayla Hanım onu Bodrum'a, yanına getirtir. Bir yıllık Bodrum Lisesi eğitiminin ardından Şişli Lisesi'nden mezun olarak lise öğrenciliği ile alákasını tamamen kestiğinde yıl 1984'tür. Bu yıllarda psikiyatrik sorunlar yaşayan Bayülgen, Türkiye'nin en ünlü psikiyatrlarından Metin Özek'e gider.

1984'te fotoğraf çekmek için Fransa'ya giden Bayülgen, Tours Üniversitesi'nde Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde hukuk okumaya başlar. Ardından ekonomi okumaya karar verir.

Ekonomi okumak ağır geldi

Bayülgen Fransa’da tanıştığı antikacı bir kadınla antika mezatlarına katılmayabaşlar. Ardından belediyenin desteklediği üniversitede kurulan tiyatro ve bir de fotoğraf kulübünde çalışan Okan Bayülgen, ekonomi dersi ağır geldiğinden okulu da bırakır ve Türkiye'ye döner. Mimar Sinan Üniversitesi'nin konservatuvar bölümü sınavlarını kazanır, 1989'da MSÜ Devlet Konservatuarı'nı bitirdikten sonra aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi'nde master yapar. Bayülgen 1989-94 yılları arasında en genç yönetmen olarak Devlet Tiyatroları'nda oyunlar yönetir. 1993 sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu'na 'mutlaka gitmek' zorunda bırakılınca Devlet Tiyatrosu'ndan istifa eden Bayülgen, Kent FM'de radyoculuğa adım atar. Sonrasında televizyon ve sinema...

Okan Bayülgen'in üvey babası İsmet Görgün, ölüm döşeğinde

30/04/2001 NetHaber

Görgün'in iyileşmesi için Bayülgen elinden gelen her şeyi yapıyor Bodrum'daki inşaat halindeki evinin terasından geçtiğimiz Perşembe günü düşen Okan Bayülgen'in üvey babası İsmet Görgün Özel Bodrum Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Doktorlar, Görgün'ün beyninin sol tarafının tamamen öldüğünü söyledi. Üvey babasının tedavisi için hiçbir masraftan kaçınmayan Bayülgen, International Hospital ve Amerikan Hastanesi'nden beyin cerrahlarını helikopterle Bodrum'a götürdü.

- - - - - - - -

Farklı bir kaynaktan derlenen biyografisi:

23 Mart 1964 yılında İstanbul'da doğdu. Hukuk ve gazetecilik eğitimi almış bir baba ile ressam bir annenin oğlu olan Okan Bayülgen, eğitimine İstanbul Göztepe'teki Taş Mektep isimli yatılı okulda başladı. 1970'te Bülent Bey ile Ayla Hanım boşanır, Bayülgen, 6 yaşındayken yatılı okula verilir. Şişli 19 Mayıs İlkokulu'ndan mezun olup Galatasaray Lisesi'nde öğrenimine devam etti. Okuldaki öğrenci kulüplerinden müzik, edebiyat, folklor gibi kollarla ilgilenmiştir. Okula gitmeme durumu sorun olmaya başladığında annesi Ayla Hanım onu Bodrum'a, yanına çağırır ve Galatasaray Lisesi'ndeki 6 yılından sonra Bodrum Lisesi ve ardından Şişli Lisesi'nden mezun olarak 1984'te lise eğitimini tamamlar.

Fotoğraf eğitimi almak için Fransa'ya giden Bayülgen, Tours Üniversitesi Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde hukuk okumaya başlar. Ardından fikir değiştirerek aynı üniversitenin ekonomi bölümüne geçer. Bir yıl okuduktan sonra ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döner ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bölümü sınavlarında başarı göstererek buradaki eğitimine başlar. 1989 yılında mezun olarak aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi'nde mastır yapmıştır.

Devlet Tiyatroları'ndaki en genç yönetmen olarak 1989-1994 yılları arasında çeşitli oyunlar yönetmiş, bazı oyunlarda oynamıştır.

1991'de Kent FM'deki "Son Saatler" adlı bir programla radyoculuğa başlamıştır. Bu sıralarda "Genç Indiana Jones" dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol alır. 1993 yılı sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu'na tayini çıkar ve Trabzon'a gider. Rejisi kendisine verilen bir oyun yönetim tarafından kaldırılınca 1994 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan istifa ederek şansını radyo ve televizyon alanında denemeye karar verir. Radyolarda haber spikerliği ve programcılık yapmaya başlar. Televizyon işleri yapmaya başladıktan sonra da çeşitli radyolarda çalışır. 1995'te Radyo Contact'ta iken, 1997'de Kiss FM'de "Okan Bayülgen On Air" programını sunmuştur. Özellikle 1998 ve 1999 yılında Radyo D'de 18:00-20:00 saatleri arası yayınlanan "Hayat Bilgisi" programı ile dikkatleri çekmiştir. En son 2001 yılında Radio Contact'ta, "Yol" programını yapmıştır.

Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, atv ekranlarında gece yarısında yayına başlayan "Gece Kuşu" adlı farklı programı ile adını duyurdu. Gece Kuşu'nun ardından late night show tarzını 100 gece boyunca "Televizyon Çocuğu" ile devam ettirdi. Gecenin bir saatinde sessiz sedasız yayına başladığında amaçladığı şey, izleyici ve sunucu arasındaki yapmacık samimiyetle örülü ilişkiyi yok etmekti. Agresif tavırları ve ilk "uçurmaları" başlarda kamuoyunun sesini kısma yönünde hayli totaliter bir tavır olarak görülse de, asıl eylem bu düzeni kuranlara karşıydı.

Program ekibi olarak ATV ile yollarını ayırdıktan sonra iki yıl kadar ekranlardan uzak kalan Bayülgen, televizyon için uzun sayılabilecek bu aradan sonra Kanal D'deki "Zaga" ile geri dönmüştür. Sürekli değişen ekipler, skeçler, jenerikler, dekor, orkestra ve farklı program anlayışı, canlı telefon bağlantıları, içinde barındırdığı beklenmedik tuhaflıkları ve Medya Arkası ile kısa bir dönemin haricinde Cumartesi geceleri yayınlanan Zaga, Türk televizyon hayatındaki uzun soluklu ve yeni bir anlayışın ürünü özgün bir program olarak kendine çekirdek bir izleyici kitlesi oluşturmuştur.

Televizyon açısından uzun kabul edilebilecek yıllar, çeşitli eğitim ve yardım kampanyaları için ulusal haber kanalı NTV'de özel yayınlar yapan Okan Bayülgen, yine bu kanalda takip eden yıllar boyunca yılbaşı gecesi özel canlı yayınları sunmuştur.

2004'te izleyicilerin de stüdyo konuğu olarak katılabildiği Herkes Bunu Konuşuyor ile Perşembe geceleri ekrana çıkar. Eğlenceli olan ama eğlence programı olmayan bu denemesinde; akademi, bilim, müzik, popüler kültür, medya dünyasından ve çeşitli sanat dallarından çok yönlü konuklarla beraber, seçilen bir konunun bir masa etrafında konuşulması (laflanması) üzerine kurulu bu program haber kanallarında kalite, eğlence ve izlenebilirliğin bir arada sunulduğu alternatif bir yayıncılık örneği olarak sayılır.

2005 yayın döneminde Televizyon Makinası ile izleyiciyle buluştuğunda, her zaman kendisi kadar ekibini de ön plana çıkaran Bayülgen bu sefer Hakkı Devrim ile beraberdir. Bir masa etrafındaki konuk yağmuru, eğlence dünyasından edebiyat ve sanat dünyasına, bir dizi alandaki bilimum konuk, konu ve daha ciddi bir format ile ekrana çıkmıştır. Daha sonra Makina olarak adını kısalttığı programda, piyesler ve estetik unsurlar daha ön plana geçmiş ve yayının süresini giderek daha uzun tutmayı tercih etmiştir.



Çok genç yaşta bir evlilik yapan Okan Bayülgen, kısa süren bu ilişkisinden sonra iki kez daha nikah masasına oturmuştur.

Ekranlara bir yıl ara veren Okan BAYÜLGEN, ünlü komedyen Ata DEMİRER ile HACIYATMAZ adlı programda çalıştı. Okan BAYÜLGEN'in yapımcı olduğu programı Ata DEMİRER sundu. Fakat reytinglerin yetersiz bulunmasıyla 2007 sonlarında yayından kaldırıldı.

Televizyon programları



Televizyon Makinası jeneriğinden...Gece Kuşu (1995, ATV)

Televizyon Çocuğu (1996, ATV)

Zaga (1998-2005, Kanal D)

Herkes Bunu Konuşuyor (2004-2005, NTV)

Televizyon Makinası (2005-2006 , Kanal D)

Haber Makinası (2006, CNN Türk)

Makina (2006 - 2007 , Kanal D)

Bu Sizi İlgilendiriyor (2007-... , NTV)

Filmleri

İstanbul Kanatlarımın Altında (1996, Lagari Hasan Çelebi)

Ağır Roman (1997, Gli Gli Salih) - Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu Ödülü

Romantik (1999, Ömer)

Oyun Bozan (2000, Metin Kahraman)

Hemşo (2001, Cebrail)

Komser Şekspir (2001, Tatu)

Sır Çocukları (2002)

Gülüm (2002, Sinan)

Sınav (2006, Levent Lemi)

Diziler

Utanmaz Adam (Şeref Haktanır)

Size Baba Diyebilir miyim? (2004, Kanal D)

Yakın Dönem Tiyatro Oyunları

Atları da Vururlar Müzikali (Oyuncu)

Hangisi Karısı (Yönetmen)

Kiralık Oyun (Oyuncu)

Seslendirme

Etkileyici ses tonu, etkin vurgulamaları ve düzgün Türkçesiyle Bayülgen dikkati çekmiş ve aranan seslendirme sanatçılarından biri olmuştur. Bugüne kadar çeşitli yabancı animasyonlar ve filmlerin (Shrek serisi, Garfield, ...) Türkçe dublajında bulundu. Uzun bir dönemdir de reklam ve kampanya filmi seslendirmeleri yapmaktadır. National Geographic dergisi tarafından En İyi Sualtı Kitabı seçilen ve çeşitli ödüller alan Alptekin Baloğlu'nun çektiği fotoğrafların da yer aldığı Sualtından Yansımalar DVD'sinin Türkçe seslendirmesini yapmıştır. Takip eden çoğu senelerde Kristal Elma ödül törenlerinde sunuculuk da yapmıştır.

Fotoğraf

Lise sonrasında başlayan fotoğraf merakı ve bu merakla Fransa'ya uzanan, ancak uzun bir dönem ara verdiği ve yıllar sonra profesyonel olarak ilgilenmeye başladığı fotoğraf hikayesinde, her şeyin 40. yaş gününde sevgilisi tarafından kendisine hediye edilen bir Leica M6 ile başladığını söylemektedir.

Bugüne dek çeşitli firmalar için katalog ve moda çekimleri yapan Bayülgen'in, 2006 Mayıs ayında Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi'nde, Zekai Demir ile beraber yaptıkları Madagaskar gezisinden fotoların yer aldığı Baobab Yolu isimli sergisi açılmış; tamamı analog çekimler olan bu fotoğrafların bulunduğu bir de kitap yayınlanmıştır.Yine 2006 yılında çektiği "Yaşam Gücü" fotoğrafları ile Doğuş Power Center'ın duvarlarını süslemiştir.Sanatçı 2007 yılında teması tiyatro olan ve model olarak ünlü tiyatro sanatçılarını objektif karşısına geçirdiği "Pudra-Zamanın Tozu" isimli sergiyi açmıştır. Sergideki fotoğrafların yer aldığı bir kitap yayınlanmıştır.