Ömer Şerif

... - ...

HAKKINDA YAZILANLAR

Kendimi Osmanlı Addediyorum

Leyla Umar

Sabah 13 Mayıs 2001

Doğu ve Batı'nın en hoş taraflarını alan Ömer Şerif: Bu asrın tek dahisi Atatürk... En büyük arzum Atatürk rolünü oynamaktı

Sevgili Nurdan (Bernard) Türkmen'in düğününde bulunmak için gittiğim Paris'te birkaç gün kaldım. Harikulâde neşeli ve mutlu düğün biterken başlayan yağmur keyfimi alıp götürdü. O kasvetli havada otelin içinde otururken Parisli arkadaşım, "Biliyor musun, Ömer Şerif biraz ilerideki otelde yaşıyor" dedi. Bir an düşünmeden Ömer Şerif'e telefon ettim; 20 yıl önce Mısır'da yaptığımız röportajı hatırlattım. Ertesi gün otelinde buluştuk.

Doğu ile Batı'nın en hoş taraflarının simgesi olan Ömer Şerif'teki tek değişiklik saçları ve bıyığının beyazlığıydı. Kamerayı görünce sıkıldığını hissettim. Ara ara kapatma sözü verince biraz rahatladı.

Yirmi yıl önceki uzun sohbete devam ederken sanki birkaç gün önce ayrılan iki dost gibi konuşmaya başladık. Görüşme o kadar uzadı ki, vakitte çok hasis davranarak size yansıtmaya çalışacağım bölümler şöyle:

HAYATIMIN TEK AŞKI...

* İki yıl önce kaybettiğim annem hayatımdaki en yakın dostumdu. Daha 4 yaşındayken eteğinin ucundan ayrılmadığım için aralıksız oynadığı pokeri öğrendim. Çevirdiğim yüzlerce filmden kazandığım parayı, ömrümün büyük bir kısmını kumar masalarında kaybetmekle geçirdim.

* Babamla çok mesafeli ilişkim vardı; tek bir kere karşısında sigara içmedim. Oğlum Tarık'la tavla oynarken ve kahkahalarla gülerken öldü. Tek arzum, uzun yıllar, sıhhatli yaşamak ve babam gibi gülerken yaşama veda etmek.

* Hayatımda tek eşim, tek aşkım, 43 yaşındaki oğlumun annesi, Mısır'ın ünlü sanatçısı Fatimama'yı sevdim. Daha sonra evlenmek isteyeceğim hiçbir kadına rastlamadım. Her Ramazan eski eşim, şimdi evli olduğu zatla beni bir kere iftara davet eder. İki torunum, iki yanımda, ailece senede bir kere yemek yeriz.

* Oynadığım sayısız filmdeki bütün kadın yıldızlara âşık oldum. Elbette Dr. Jivago'daki Julie Christie'ye aşık olmamak imkânsızdı. Ama Mısırlılar'ın ricasını kıramadığım için en az 25 film de kendi ülkem için film çevirdim.

ATATÜRK ASRIN DAHİSİYDİ

* Ömrümde en çok Atatürk rolünü oynamak istedim. "Grey Woolf" (Gri Kurt) kitabının hakkını satın aldım. Türk yetkililer uzun müzakerelerden sonra Atatürk'ün sigara, içki içmesini, kadınlarla yan yana olmasını çekmemem kaydıyla izin vereceklerini söylediler. Ben de üzülerek vazgeçtim. Bir süre önce Banderas'a ısrar ettim; çok heyecanlandı ama malum bazı çevrelerden çekinip vazgeçti.

* Che Guevera ve Fidel yaşamımı çok etkileyen iki kahramandır. Bir sosyalist olarak Che'nin hayatını canlandırmak idealimdi. Ancak Amerika'da çevrilen film, Amerikalılar'ın baskısıyla hiç hoş olmadı; Allah'tan çok az kişi seyretti de Kübalılar'ın nefretini kazanmadım.

* Uykusuzluk sorunum olduğu için sabaha kadar eski filmleri seyrederim. Kendi filmlerimi izlerken hep kendimi eleştirdiğim için onlardan uzak kalırım.

* Hergün öğleden sonra uyanır, bir saat bantta yürür, sonra dostlarımla buluşurum. Bütün hayatım otellerde geçer. Ailemin tüm fertlerine ev aldım ama benim evim yok. Bu otel bir Suriyeli yakın dostumun. Neredeyse misafir edecek kadar az para alıyor.

* Bundan sonra hiçbir filmde rol almak istemiyorum. Sadece Fransız televizyonunda at yarışlarıyla ilgili ufak bir program yapıyorum.

"BEBEK SENİN" DEDİLER

* Türkiye, İstanbul, hele Türk yemeklerinin benzeri yok. Annem harikulâde "imam bayıldı" yapardı. İstanbul'a 20 yıl önce geldim; odamdan inince otelin lobisinde bir kadın, kucağındaki bebekle üstüme geldi ve "Bu senin bebeğin" diye ortalığı ayağa kaldırdı. Aynı şey Roma'da da başıma geldi. Tabii basın bu haberleri manşet yaptı.

* Kış aylarımı geçirdiğim Kahire'de çok mutlu oluyorum. İnsanlarını seviyorum. Çok fakirler ama mutlu gözükmelerinin nedenini sorunca şu yanıtı alırım: "Yukarda Allah ve güneş, burada Nil ve sıcak hava... İşte mutluluk bu..."

* Nasır, halkın sevgilisi, Amerika'nın düşmanıydı... Sedat, Amerika'nın sevgilisi, halkının düşmanıydı... Mübarek ortada... Yıllardır her iki tarafı pekalâ idare ediyor...

* Ben kendimi Osmanlı addediyorum... Çünkü 400 yıl Osmanlılar'ın bıraktığı kalıntıların içinde doğdum, orada büyüdüm ve Osmanlı gibi yaşıyorum...